Kayıtlar

Analiz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

En Sevdiğim Yayınevleri - 2) Sel Yayıncılık

Resim
En sevdiğim yayınevlerinden kısaca söz ettiğim yazı dizisinin ikinci yazısı ile sizlerleyim. Bu hafta pazartesi günü yazı girişi yapamasam da bunu diğer haftaya ötelemeden bugün telafi etmiş oluyorum. Malum blog yazmak benim uğraştığım tek hobim değil o yüzden arada sırada takvimde aksamalar oluyor. Lafı daha fazla uzatmadan en sevdiğim yayınevlerinden ikinci sıraya koyduğum “Sel Yayıncılık”tan sizlere kısaca söz etmek istiyorum. Önceki yayınevi yazımı okuduysanız orada Ayrıntı Yayınları ’ndan söz etmiştim. Tıpkı Ayrıntı gibi Sel Yayıncılık da oldukça entelektüel ve kaliteli bir yayınevidir. Özellikle dünya edebiyatının en niş örneklerini dilimize kazandırması ve oldukça iyi çevirilerle bu eserleri okuyucular ile buluşturuyor olması Sel’in kitaplarını tercih etmemdeki büyük etken oluyor. Modern edebiyat kitapları okumak istediğimde veya aykırı yazarların kitaplarını okumak istediğimde yöneldiğim en önemli yayınevidir Sel. Bu da haliyle kitaplığıma Sel’in kitaplarından oldukça fazla kit...

Bilgisayar Lüks Değildir!

Resim
Günümüzde gelişmiş ülkeler artık bilgisayarın gücünün farkına vardı ve bu güçten yararlanmak için son 20 yıldır muazzam girişimlerde bulunuyorlar. Dijitalleşme denen olgu sadece bir kelime olarak değil, global anlamda efektif bir unsur olmaya başladı. Çünkü içinde bulunduğumuz çağ için teknoloji çağı deniyor ve bu teknoloji çağını açan aygıt hiç şüphesiz bilgisayar olmuştur. Bugünkü büründüğü formları bir kenarı bırakırsak, ilk baştaki devasa formu bile o zamanlar için bilimkurgu romanlarının adeta gerçeğe dönüşmüş hali gibi görünmekteydi. Bilgisayar, o zamanlar basit hesaplama işlemlerini yaparken günümüzde artık yapamadığı hiçbir şey yok gibi. Elbette bilgisayar internetin de var olması ile birlikte gerçek potansiyeline kavuştu ve bütün insanlığı birbirine bağlayarak aynı zamanda bir katalizör görevi de görüyor. Bilgisayarın global dünyada böylesine popüler olmasının en büyük nedeni tıpkı fabrikalar gibi birer üretim aracı olarak kullanılabiliyor olmasıdır. Yani bir şeyler üretmek is...

Bir Çuvaldız Bir Bebek

Resim
George Frazer’ın “ Günah Keçisi ” adlı kitabını geçenlerde tekrar elime aldım. Öyle birkaç sayfayı karıştırmak istedim. Altını çizdiğim cümlelere veya paragraflara göz atma isteği geldi. Çünkü Frazer’ın yazmış olduğu kitaplar benim için ufuk açıcı birer yapıtlardır. Antropoloji gibi geniş ve köklü bir bilim dalına olan ilgimi büyük ölçüde Frazer’a borçluyumdur. Günah Keçisi, okuduğum en ilginç antropoloji kitaplarından birisi oldu. İçinde barındırdığı inanılmaz bilgilerle sürekli beni şaşırttı ve birçok yeni şey öğrendim. Bu yüzden bu kitabı arada sırada tekrar elime alırım ve birkaç sayfa okurum. Tekrar tekrar okurum ve her seferinde hayranlığım daha da artar. İşte en son elime aldığım zaman okuduğum bir sayfada ilkel toplumların büyülerden ne denli korktuklarını ve büyülerle nasıl yaşam sürdüklerine denk geldim. O sayfada bahsetmese de benim aklıma birden geçmişte çok daha popüler bir meta veya inanış olan “ Voodoo Doll ”, Türkçe adıyla “ Voodoo Bebeği ” geldi. Voodoo bebeğini duymay...

Kitaplar kalsın, Biz Bi' Gezip Gelelim!

Resim
Birçok ticaret yerleri gibi kitapçılar da artık sadece içinde vakit geçirilen ve gezilen yerler oldular. Özellikle son birkaç yıldır gözlemlediğim kadarıyla bu sektörde olan büyük kitap satıcıları adeta saatlerce dolaşılan mekanlar konumuna evrildiler. Öyle ki buraya gelen büyük bir kesim sadece kitaplara fiziki olarak dokunmak ve incelemek için geliyorlar. Yine bu kesim dokundukları ve inceledikleri kitapları almadan mağazayı terk ediyorlar. Bunun elbette satıcı için tek bir nedeni var; dükkânda satılan kitapların internet ortamında satılanlardan daha pahalı olmasıdır. Bunu yapan kitap okurlarından biri de benim. Özellikle kitapçıların bu denli fahiş fiyatlarla satış yapmasına bir türlü anlam veremediğim için ben de haliyle internetten satın alma sistemine yöneldim. Bu duruma satıcı ve müşteri penceresinden bakacağım. Öyle çok uzun bir yazı olmayacak. Fakat bu konuda bir şeyler yazmayı epeydir düşünüyordum. Orada burada insanlara fikirlerimi söylediğim zaman caka satıyormuşum gibi olu...

Akıllı Asistanların Kuklaları

Resim
Akıllı telefonlar hayatımıza dahil olmadan önce bilgisayarlar ile oldukça içli dışlıydık. Hala bilgisayarlar tahtını kaybetmiş değil elbette. Fakat artık birçok gündelik işlerimizi cebimizdeki akıllı telefonlarla gerçekleştirebiliyoruz. Zaten bu telefonların başında “akıllı” kelimesi boşuna yer almıyor. Fakat internetin günümüzdeki oldukça iyileşmiş halinden 15 yıl öncesine gidelim. Evlerimizde genellikle masaüstü bilgisayarlar vardı. Çünkü mobil olan laptoplara ulaşmak hala bir lüks işi görülüyor ve bilgisayar toplama işi daha makul fiyatlarda gerçekleşiyordu. Bu yazıyı okuyanların yaş ortalamasını bilmediğim ve tahmin de edemeyeceğim için kendi hayatımdan örnek vererek devam edeceğim. İlk bilgisayarım ben liseye başladığım zaman alınmıştı. Bu da 2005 yılına tekabül ediyor. Yani tam 15 yıl öncesine denk geliyor. Oldukça güzel bir bilgisayar almıştı babam bana. Gayet güzel görünen ve dönemin oldukça iyi özelliklerine sahip bir bilgisayardı. Bilgisayarın başına oturduğum zamanki o mutlu...

Çok Kültürlü Bir İçecek: Bira

Resim
Yaz mevsimi geldiğinde insanların sıvı tüketme oranı güneş ve onun sıcağının etkisi ile doğru orantılı olarak artıyor. Aslında bu bana göre kış aylarında birçok insanın oldukça az sıvı tüketme oranını dengeliyor. Sıvı tüketme deyince elbette aklımıza ilk olarak su gelir. Çünkü su bizim ve birçok canlının da yaşam kaynağıdır. Bizi hayatta tutan ve dinç hissetmemizi sağlayan en önemli besindir. Evet, su için besin diyorum fakat bu besin olmazsa olmaz bir kategoride yer alıyor. Yani öyle olmasa da olur diyebileceğimiz bir madde değil. Sıvı tüketimi yaz mevsiminde artış gösteriyor dediğim gibi. Fakat biz bu sıvı ihtiyacımızı sadece su ile gidermiyoruz. Aslında yine su işin içinde oluyor elbette. Fakat dolaylı yoldan oluyor. Belki de dolaylı yolda olan su ile birleşen diğer besinlerdir. Bu da ayrı bir tartışma konusu olabilir sanırım. İçtiğimiz her şeyin içinde su vardır. Yani su olmadan bir içecek yapmak hemen hemen imkansızdır. Su derken de sadece kaynak suyu gelmesin aklınıza. Bitkilerin...

Sınıfsal Var Olma Mücadelesi

Resim
Catherine, soylu bir ailenin en küçük çocuğudur. Henüz 17 yaşında olmasına rağmen oldukça alımlı ve hanımefendi bir kişiliğe sahipti. Zaten 1878 yılında 17 yaşında bir kadın olmak yetişkin bir hanımefendi olmak anlamına geliyordu. Catherine, şanslı doğanlardandı. Zira ailesinin maddi durumu iyi ve yaşadığı zamanın imkanlarından oldukça geniş çaplı bir şekilde faydalanabiliyordu. Zenginlik göstergesi olan 3 katlı ve geniş bahçeli evlerinde kendisine ait oldukça geniş ve ferah bir odası vardı. Pencereleri, kestane ağaçlarının dalları ve yaprakları ile komşuydu. Her sabah o pencereleri ardına kadar açar ve bahçesinden yayılan bütün çiçeklerin ve bitkilerin kokusunu içine çekerdi. Catherine, gerek eğitimsel anlamda gerekse de sanatsal aktiviteler anlamında kendisini sürekli geliştiren bir hanımefendiydi. Daha o yaştayken kendisine talip olan soylu efendiler ile davetlerde oturup sohbetler ediyor ve müzik dinliyordu. Böylesine şımartıcı bir ilgiden dolayı Catherine de oldukça memnundu. Düny...